고려정KORECANRESTAURANT · ISTANBUL

KORECAN · ISTANBUL

Soframıza hoş geldiniz.

Dilinizi seçinChoose your language

Hikâyelere dön

Kore mutfağının hikâyesi

İnsan Bazen Bir Kaşıkla Evine Döner

2 dk okuma

Herkese selam.

Bu, sitemizdeki ilk yazım. Nereden başlayacağımı düşünürken aklıma burada çalışmaya başladığım ilk günler geldi. Ben de size Kore yemekleriyle tanışırken beni en çok etkileyen şeyi anlatmak istedim. Belki yemeğiniz gelene kadar hikâyeme eşlik edersiniz.

Burada ilk çalışmaya başladığımda, Koreli misafirlerimizin bir Kore restoranı bulduklarında yüzlerinde beliren mutluluk dikkatimi çekmişti. O ifadeyi kendime çok yakın bulmuştum. Dillerini anlamasam da o sevinci anlayabiliyordum.

Kendimi onların yerine koydum. Evimden kilometrelerce uzaktayım. Günlerdir başka sokaklarda yürüyor, başka bir dil duyuyor, alışık olmadığım yemekleri tadıyorum. Yeni yerler görmek güzel, elbette. Ama sonra bir koku geliyor… Annemin mutfağından tanıdığım bir koku.

İnsan o anda ne hisseder?

Ben olsam, daha ilk lokmayı almadan gülümserdim herhâlde.

Koreli misafirlerimizi izlerken de aklımdan bu geçiyor. Önlerine gelen kimchi jjigae ya da doenjang jjigae, acaba onlara evlerindeki hangi akşamı hatırlatıyor? Kimin sofrasını, kimin sesini? Bunu yüzlerine bakarak bilmem mümkün değil. Bir gün oturup kendilerine sormak isterim.

Ama o mutluluk bana tanıdık geliyor.

Maria Hanım’ın ellerinden çıkan bu yemeklere, İstanbul’daki Koreli misafirlerimizi bir anlığına evlerine götüren küçük iksirler desek abartmış olur muyuz? Bunun cevabını en iyi onlar verir. Benim gördüğüm, yıllardır yaptığı bir yemeği aynı özenle hazırlayan bir kadın ve onun sofrasında kendine tanıdık bir tat bulan insanlar.

Bence Maria Hanım’ın sırrı da biraz burada.

Bir yemeğin tarifini öğrenebilirsiniz. Malzemelerini ölçebilir, kaç dakika pişeceğini hesaplayabilirsiniz. Ama annenizin yaptığı yemeği kalabalık bir sofrada bile tanımanızı sağlayan o küçük farkı anlatmak kolay değildir. “Onun eli başka,” der geçeriz.

Belki bir Koreli misafirimiz de burada aldığı ilk kaşıkta içinden tam olarak bunu söylüyordur.

Şimdi yemeğiniz geldiyse sizi daha fazla tutmayayım. Afiyet olsun.

Ama bir gün evinizden çok uzakta, tanıdık bir yemeğin kokusunda durup kalırsanız o anı aceleyle geçmeyin. Belki de uzun zamandır özlediğiniz bir akşam, bir kaşığın ucunda sizi bekliyordur.

Yanınızda anneniz varsa ona sarılın. Uzaktaysa, imkânınız varsa sesini duyun. Ben bunları yazarken annemin yemeğini düşündüm. Siz de okurken birinin sofrasını hatırladıysanız, belki o sofradan bir hikâyeyi de siz anlatırsınız.